logo

reklam

Van’ı Düşünüyorum..


Yrd.Doç.Davut OKÇU
abdulkadir721@gmail.com

Eylül 2011’de İran gezisine ilişkin İzlenimlerimi paylaşmıştım. O sıralarda Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesine geçiş işlemlerim devam ediyordu. Henüz Van ile ilişkilerimi kesmemiştim ki, annemizi rahmet-i rahmana uğurladık. Özel meşguliyetimiz kısa bir süre de olsa sosyal faaliyetlerimizi sekteye uğrattı.

Eylül 1992 de başlayan Van serüvenim 23 Eylül 2011’de Siirt’te göreve başlamam ile birlikte sona erdi. Memleketim Batman’da altı, Van’da ise ömrümün 19 yılını geçirmiştim. Özellikle sivil toplum faaliyetleri dolayısıyla her yerde ve her zaman Van’ı gururla ve bütün gücümle temsil etmeye gayret gösterdim. Van’ın maddi ve manevi her türlü sorunuyla yatıp kalkmak kaderimiz olmuştu.

Ayrılık maddi bağlarımızı esnettiyse de manevi bağlarımızı asla zedelemedi. 23 Ekim ve 9 Kasım depremleri bedenlerimizi sarsmadıysa da benliğimizi derinden yaraladı. Siirt ve Batman’a yerleşen binlerce Vanlı ile her an depremi teneffüs ettik. Bu atmosferde İran İzlenimlerinin ikinci bölümünü yazmak olmazdı. İran izlenimlerimi bir süre erteleyip Van ile dertleşmeyi uygun buldum.

Şüphesiz deprem her türlü maddi zenginliğimizi tarumar etti. Ancak deprem sonrası cereyan eden düzensizlikler, densizlikler ve ihmallerle yıkıldık. Özellikle yönetimimle birlikte büyük emek verdiğimiz TOKİ-Memur-Sen konut projesinin bir türlü faaliyete geçememesi üzüntülerimizi öfkeye dönüştürdü. Oysa Türkiye’nin pek çok vilayetinde Van’dan çok sonra başlatılan konut projeleri çoktan teslim edilmişti. Ne yazık ki, TOKİ yetkilileri ve yüklenici firma, Memur-Sen’in yapıcı katkılarına rağmen oyalayıcı tavırlarından vazgeçmedi. Depremden zarar görmüş 1058 ailenin acılarını duymadı. Öyle ümit ediyorum ki bıçak kemiğe dayanmış ve bundan sonraki süreçte yargının hakemliğine başvurulacaktır.

Deprem Van’ın kolunu kanadını kırdı. Cumhuriyet Caddesi, Maraş Caddesi ve İki Nisan Caddesi gibi gözde mekanlarda gördüklerimiz aslında olup bitenin somut bir göstergesiydi. Simalardaki ifadeler ise yaşanan travmayı özetliyordu. Efkarımı kelimelerle anlatmaya edebi sermayem kifayet etmiyor. Sözün üstadı Orhan Veli, İstanbul’u gözleri kapalı anlatıyordu. Üstadın hoşgörüsüne sığınarak dilerseniz biz de depremzede Van’ımızı gözlerimiz ve gönlümüz açık, ellerimiz kelepçeli olarak dile getirelim…

 VAN’I DÜŞÜNÜYORUM

Ayakların altından kayıyor toprak

Kum yağıyor semalardan

Kimsesizliğin, çaresizliğin şarkısıdır

Dillerinde baykuşların.

Yere sağlam basmanın

Ad ve Semud misali

Yerde sağlam durmak olmadığını

23 Ekim’le yaşadım.

Vahşi hayvanlar kaçışır

Yerküre bütün ifrazatını dökerken

Ne oluyoruz? Derken depremzedeler

Van’ı düşünüyorum, ellerim kelepçeli.

Van’ı düşünüyorum, ellerim kelepçeli

Yoğun kar yağışına

Sibirya soğuğu eşlik ediyor;

Titriyor bedenleri çocukların

Yazlık çadırlarda;

Katalitikler kifayetsiz

Sobalar yetersiz ve acımasız

Külhanelere dönmüş Çadırkentleri düşünüyorum,

Van’ı düşünüyorum, ellerim kelepçeli.

Şatafatlı malikaneler virane,

Apartmanlar hak ile yeksan şimdi

Yarasalar terk etti sessiz karanlığını

Tetiğe uzanan eller

Haramilerin gölgesini dövüyor.

Kurşun sesleri aydınlatıyor karanlıkları.

Korkudan titreyen yüreklerine

Ve soğuktan kızaran yanaklarına

Dokunmak istiyorum çocukların.

Van’ı düşünüyorum, ellerim kelepçeli

Türk’ün Türk’ten başka dostu yokmuş,

Avluya alınmaz imiş Kürtler,

Biçilen fırtına ekilen rüzgarın meyvesi imiş

‘Erbil’den bile gelse bu ‘anlı’ zırvalar,

Yaralar elbet tüm yürekleri…

Tarih şahittir ki;

Türkiye ağlıyor, gözyaşlarında Van yeşersin diye’

Türkiye el veriyor, Van yürüsün diye’

Toprağa düşse de gencecik bedenler,

Gönül yıksa da bedbahtlar,

Tarihin bir kez daha tekerrür edecek,

Dimdik doğrulacak ve yürüyeceksin.

Bembeyaz gelinliğinin serinliğinde

Maviyle yeşilin raksına meftun olacaklar yine.

Van Denizinin asaletine Nemrut selam duracak

Sipane xelate ‘Süphan’allah çekecek

Ve ben uzaklarda

Van’ı düşünüyorum, yüreğim kuş gibi hafif

***

Davut OKÇU
davut@luxmail.com

Etiketler:
Share
2126 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

Van’ı Düşünüyorum..” için 1 yorum

  1. bilal karadağ : diyor ki:

    Serhat Eli’miz

    Karton gibi yıkılmış beton evler,
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!
    Enkazda bağrışıyor nazlı güller,
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!

    Yere serilmiş çok katlı binalar,
    Gama gark olmuş topyekûn analar,
    Öksüz kalmış Nazlıcanlar, Baranlar…
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!

    Yalnızlaşmış maviş gözlü kediler,
    Öksüz misali yere serilmişler,
    Baykuş tünemiş gibi bizim eller,
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!

    Masmavi gölünden eser kalmamış,
    Akdamar’a giden yollar tıkanmış,
    Feryad-ı figanlar göğe ulaşmış,
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!

    Kasvete dönmüş Erciş sokakları,
    Boynunu bükmüş zarif kavakları,
    Tütmez olmuş çamurdan ocakları,
    Viraneye dönmüş Serhat Eli’miz!

    Bilal KARADAĞ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Duyguların dili olsa

    10 Kasım 2012 ● Köşe Yazıları, Güncel

    Çağlasın isteriz ama yine de güdük kılarız. Aşk içre, hakikat üzre, nebevi kavilce söylesin isteriz ama sadece istemektir payımıza düşen... Tüm sesleri karşılayacak alfabemiz de yoktur, o alfabeyi kuracak yetkinliğimiz de. Elimizdeki harflerle oluştururuz ancak tüm kombinasyonları… Fuzuli’ye, Şeyh Galip’e, Melaye Ciziri’ye uzaktan bakarız. Heybemizde onların sevda sözlerini süzecek imbiğimiz de bulunmaz.  Gülü gülle tartmayız, inciyi çakıl taşı, deryayı katre sanırız.  Gençlere ‘iki bin yetmiş bir’ deriz oysa “şu an” ın ipini derin kuyularda ...
  • Bütün mesele bu…

    17 Eylül 2012 ● Köşe Yazıları, Güncel

    DEĞER ÜRETMEK YA DA ÜRETMEMEK, BÜTÜN MESELE BU… İlk sosyolog kabul edilen Saint Simon, insanları üretenler ve aylaklar olarak ikiye ayırır. Bu ayırımda emeği merkeze alır. Statüleri olsa bile üretmeden rant elde eden grupları da aylaklar takımına dahil eder. Hatta bir adım ötede bu insanlar Simon için “eşek arıları”dır. Aristokrat bir aileden gelen bu sosyal bilimcinin feodal yapıyı hedef alan/deşifre eden bu analizleri tabi ki çok kıymetli. Hele de feodalizmin büyük ölçekte tarihe karıştığı ama küçük ölçekte, aile yapılarımızda, ikili...
  • Her Şey Hayırla Yaratılmıştır

    05 Eylül 2012 ● Köşe Yazıları, Güncel

    Yüce Rabbimiz, yaşamımız boyunca bizleri çeşitli vesilelerle denemektedir. Yaşadığımız her denemede göstermiş olduğumuz tavır, sonsuz hayatımızdaki mekânımız için belirleyici bir unsurdur.  "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2)  İnsan, yaşadığı her olayda bir hayır aramalı ve Rabbimizin yarattığı hikmetleri görmeye çalışmalıdır. Allah bir Kuran ayetinde, “Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz” (Enbiya Suresi, 35) buyurmuştu...
  • Kâinat Merhametle Başlar

    05 Eylül 2012 ● Köşe Yazıları, Güncel

      Kâinat Merhametle Başlar Ey af ve mağfireti her zaman en güzel mertebede tecellî eden Erhamürrâhimîn, Kâinat "Rahman Rahim olan Allah'ın Adıyla", Bismillâhirrahmanirrahim" ile başlar. Kâinat ayetleri gibi Kur'an ayetlerini içeren sureler de Bismillâhirrahmanirrahim" ile başlar. Besmele, tüm âlemin ve Kur’anî hakikatlerin kilitlerini açan anahtardır. Rahman ve Rahim olan Allah'ın merhameti, görünen ve görünmeyen her şeyde tecelli eder. Allah'ın rahmeti her şeyi kuşatır, sınırsızdır, ezelidir, ebedidir. Kâinattaki yaratılış mucizeler...