logo

reklam

Şener: Kızım düzeltecek

İSTANBUL – Tam bir yıl öncesiydi. Nedim Şener, polislerin eşliğinde merdivenleri inerken, “Hrant için, adalet için” diyordu. Bir yıldır uzak kaldığı evine, ailesine önceki gün kavuştu.

Nedim Şener dün de kızı Defne Vecide’yi okula götürerek başladığı günü, aralıksız çalan telefonlar, kapı zilleri ve ‘geçmiş olsun’larla geçirdi. Evet, yüzü güleçti. Cezaevine girerkenki iyimserliğini koruyor. Zira baba-kız kitap yazıyor olmanın hazzını yaşıyor. Nedim Şener, kızının telefonda sorduğu, “Baba seni niye oraya koydular?” sorusuna yanıt vereceği bir kitabı bitirmiş; kızı Defne de ‘suçsuz bir insanın ölümünü araştıran gazeteciyi’ yazıyor. Şener, bu iyimserliği neye mi borçlu? Cezaevinde geçirdiği 375 gün boyunca yaklaşık 2 bin kilometre yürüdüğünü söylüyor. “Onlar beni tutuklu zannederken” diyor, “Ben içeride Türkiye seyahati yapıyordum.”

Bir kesim, senin Hanefi Avcı’nın kitabını yazdığın için tutuklandığını; bir kesim de Dink cinayetine ilişkin araştırma çabaların nedeniyle tutuklandığını düşüyor.

Tutuklanmamıza gösterilen reaksiyon, doğru olanın kamuoyu vicdanı olduğunu gösteriyor. İlginç bir şekilde, yazmadığım, yazımında katkım olmayan bir kitaptan suçlandım. İddianamede 13 ayrı yerde Hanefi Avcı’nın kitabını Avcı’nın, benim ya da Ergenekon üyelerinin yazdığı gibi çelişkili ifadeler var.

Bundan sonra ne yazacaksın?

Karanlıkta kalan cinayetler vardı. Onlara yoğunlaşmak istiyorum.

İçerdeyken seni inciten ne oldu?

Ekranlarda birilerinin Dink cinayeti konusunda yalan söylüyor olmaları bana çok dokundu. Bana terörist desen kendimi savunabilirim ama bir gerçeği çarpıtmaya çalışmanın, bir polis adına bunun yapıyor olmanın… Aynı insanın aslında Susurluk zamanında polisleri, 12 Eylül’de işkencecileri savunmuş olması beni şaşırtmadı.

Cezaevinde rutinin nasıldı?

Sabah-akşam düzenli yürüyüşüm vardı. Havalandırmanın 16 adım boyu olduğu hesaplanır, 32 adımlık bir tur yapıyordum. 2 saat yürüyordum. Günde 6-7 kilometre yol yürüyordum. Ahmet’le hesapladık; 2 bin kilometre oldu.

İstanbul-Trabzon arası 1200 km. Trabzon’a gidip gelmişsin…

Evet, onlar beni tutuklu zannediyorlardı ama ben yürüyerek aslında Türkiye içinde sayahat ediyordum kendimce. Volta atınca psikolojin çok etkileniyor. Yuvarlak daire çiziyordum. O zaman yol bitmiyor. Aklıma çocuğum geliyor, eşim geliyor, konuşuyorum kendi kendime.

Yeni kitapta ne var?

Kızımın “Baba seni niye oraya koydular?” sorusu, hareket noktam. Kızıma anlatır gibi, aslında başıma ne geldiğini anlatmaya çalıştım. Onun gözünde masum kalabilirsem, herkesin gözünde kalabilirim.

İddialara da cevap olacak değil mi?

Evet, beni infaz etmeye çalışanlara cevap vereceğim.

Kızın ne düşünüyor?

Kızım kitap yazmaya başladı.

Ne yazıyor?

Vecide Şener: Gazeteci baba, suçsuz bir insanın cinayetini araştırıyor. Bu çok güzel bir şey yani. Böyle ifadeleri var. Yazmaya başladı.

Nedim Şener: Bana getirdiler, bayıldım. Dili çok iyi, anlatımı çok iyi.

‘Bir yanlışlık olmuş kızım düzeltecek…’

Tutuklanmadan önce “Bana bir şey gelmez” diye düşünüyordun değil mi?

Evet, çünkü ben gazetecilikte çok şeye dikkat ettim. Benden bir şey bulunmadı, Oda TV’de bir not ve orada Nedim ismi yazdığı için ben tutuklandım. Niye bunu yaptılar? Çünkü ben Ergenekon üyesiyim gibi gösterileceğim… Bunu yazan eski polis olup köşe yazarlığı yapanlar var.

Devlete ve adalete dair inancında bir kırılma oldu mu?

Tabii ki, tutuklandığımda kızımla ilk telefon görüşmemizde, “Baba seni niye oraya koydular?” diye sordu. O an “Kitap” diyemedim. Çünkü biz kitap okusun diye çırpınan insanlarız. “Kızım bir yanlışlık var. Düzelecek” dedim.

Sen de inanıyor muydun düzeleceğine?

Evet, inanıyordum. Ahmet o yüzden bana “Senin içine Polyanna kaçmış” diyordu. İflah olmaz bir iyimserim.

Cezaevinde elle yazı yazmak zor olmadı mı?

Hayır. Ben hiç bilgisayar aramadım, saat kullanmadım. Haftalara böldüm zamanı. Her çarşambadan çarşambaya görüş günüydü. Çarşamba gününe göre ayarlıyordum kendimi.

Tahliye kararına tepkiler

Erdoğan: Hayırlı olsun diyoruz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Bülent Bey (Arınç) dün güzel bir değerlendirme yaptı zaten. Hayırlı olsun diyoruz. Tutuksuz olarak zaten yargılanmaya devam edecekler.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç (twitter mesajları): Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ben geçtiğimiz bir yıl boyunca tüm davalar için uzun tutukluluk sürelerini eleştirmiştim.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Başbakan, ‘terörist’ dediği bu insanlardan özür dileme erdemi gösterecek mi?

MHP lideri Devlet Bahçeli: Dileğim halen cezaevinde bulunan milletvekilleri ve diğer gazetecilerin de özgürlüklerine bir an önce kavuşmaları.

AB Bakanı Egemen Bağış: Gözaltına alınmaları gibi serbest bırakılmalarının da hükümetimizle ilişkisi yoktur.

Dünya basını: Sürpriz tahliye

BBC: Türkiye’deki komplo davasındaki gazeteciler özgür Türkiye’deki medya özgürlüğü için bir test olarak görünüyor. Tahliye kararı sürpriz.

Financial Times: İki gazeteci, uluslararası eleştirilerin Ankara’ya odaklanmasına neden olan bir davadaki ani bir değişiklikle tahliye oldu.

New York Times: İnsan hakları grupları, Erdoğan hükümetini ifade özgürlüğünü bastırmakla suçluyor.

CNN International: AK Parti, gazetecileri yargıladığı için ABD ve Avrupa Birliği’nce sert biçimde eleştirildi.

IPI’den Ziyaret

Bu arada Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Direktörü Alison Mckenzie, Nedim Şener’i evinde ziyaret etti.

Ahmet Şık: Nerede kalmıştık!

Avukat Efkan Bolaç, mahkeme kapısında “Nedim ve Ahmet tahliye!” diye bağırdığında, bütün binaya sevinç çığlıkları yayılıyor. Sonra Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ailesi ve arkadaşları göz yaşları içinde birbirlerine sarılıyor. Bir yıllık adalet bekleyişi mutlu sonla bitiyor.

Soluk alınmaksızın planlama yapılıyor: Silivri’ye nasıl gidilecek? Hemen arabası olan arkadaşlar çağrılıyor ve yola çıkılıyor. Silivri Cezaevi önünde yağmur ve soğuğa rağmen herkes çocuklar gibi şen…

Derken Ahmet Şık ve Nedim Şener kapıda görünüyor. Arkadaşları koşup sarılıyor. İki gazeteci güçlükle araçlarına varabiliyor. Arkadaşları da iki gazetecinin evlerine dağılıyor.

Ahmet Şık, bir yıl önce “Dokunan yanar!” diyerek çıktığı evine, alkışlar içinde giriyor. İçeride kutlama yapılıyor. Ailesi tam bir yıldır bu anı bekliyor. Şık heyecanla cezaevini anlatıyor. Bağımsız gazeteciliğe devam edeceğini anlatıyor ve kadehini kaldırıyor, “Nerede kalmıştık?”

Ahmet Şık daha sonra CNN Türk’e bağlanıp şunları söylüyor: “Aleyhimize yazanlar bundan sonra ne olacağını düşünsün. Ve ben onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Bir yıl sonra Mehmet Akif Beki’nin yazdığı bir yazıyı hatırlayacağım; inançlı olanlar için hatırlatıyorum. “Biz mahkeme-i kübrada hesap vereceğiz” demişti; onlar o hesabı orada verecektir diye düşünüyorum; inançlı olanlar için söylüyorum.

RADİKAL – İsmail Saymaz

Etiketler: » » » »
Share
1028 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ